Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”

30.05.2026 medyascope.tv

30 Mayıs 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Hilmi Hacaloğlu: Merhaba Ruşen.

Ruşen Çakır: Öyle mi diyorsun sen de? Anıtkabir yürüyüşü yeni partinin yürüyüşü müydü?
Hilmi Hacaloğlu: Ben çok emin değilim. Yeni parti meşru bir hak, Özgür Özel ve beraberindekiler için. Burada bir tereddüt yok. Geçtiğimiz günlerde Aydın Erdem KONDA’nın bir araştırmasını yayınlamıştı. Geçtiğimiz cumartesi ve pazar günü yapılmış bir araştırmaydı. ‘‘Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı olsun’’ diyenler CHP içinde %5'ti. Ama MHP ve AKP içinde %30'un üzerindeydi. Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu şu anda Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin, toplumsal muhalefetin genel başkanı ya da Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında görmek istediği biri değil. Ama iktidar böyle düşünmüyor. Cumhur İttifakı'nınsa CHP adayı. Tabii burada tartışma olacak. Cumhuriyet Halk Partisi öyle çabucak bırakılabilecek bir parti değil. Bırakılabilir, burada bir sıkıntı yok. Tekrar edeyim bunu. Ama bence bir süre daha parti içinde mücadele edecekler. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyen kimse yok. Gürsel Tekin, öğlen yaptığım yayında ismini hatırlayamadığım Berhan Şimşek, ondan sonra Barış Yarkadaş, Müslim Sarı, Orhan Sarıbal filan işte birkaç kişi. Faik Öztrak da galiba destekliyormuş. Bunların ne örgütte, ne partide, ne toplumda bir karşılığı bulunmuyor bu isimlerin. Dolayısıyla Kemal Kılıçdaroğlu; demin sizi dinlerken, yani hem Kemal Can'la yaptığın hem Edgar Şar'la yaptığın yayını hem de Alişer'le yaptığın yayını dinledim. Üçü de gerçekten iyiydi. Kemal'in "etkin pişmanlık şeyi koltuktan düşürdü beni" saptaması, Edgar da ‘‘19 Martçılık’’ kavramını vurguladı; ‘‘19 Martçı demeliyiz’’ dedi. Ona da katılıyorum. Az evvel de Alişer'in dediği şey doğru. Yeni ne doğru? Evet, yeni parti bir hak ama dahası şu; Kemal Kılıçdaroğlu her çıktığında, her ortaya çıktığında, her konuştuğunda daha da dibe batıyor. Aziz Yıldırım da malum şu anda dönmeye çalışıyor Fenerbahçe başkanlığı için. Aziz Yıldırım konuştukça, hani hep şey deniyordu: "Aziz Yıldırım konuşursa biter, şöyle olur, böyle olur", ama konuştukça büyüyor. Konulara hakim olduğunu anlıyorsunuz. Ama basın toplantısı yaptı evinin bahçesinde Kemal Kılıçdaroğlu. İşte, ‘‘Onu bilmiyorum. Bunu hukukçular öyle biliyor, onu onlara sormak lazım’’ gibi şeyler söyledi ve konusuna da hakim olmadığı intibasını oluşturdu. Bugün de kağıttan okudu. Yani kağıttan okuduğu şeyde "FETÖ ajanları var" dedi ya; Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı bu. Yani o koltukta Mustafa Kemal, İsmet Paşa, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, ondan sonra Kemal Kılıçdaroğlu. Arada Hikmet Çetin var, işte o birleşme sırasında; bir de Altan Öymen. Sen bu koltukta oturan birisin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. Yani partiyi FETÖ ajanlarıyla dolu olmakla itham ediyor. Üstelik FETÖ'nün en aktif olduğu yerde kendisi orada. Kendisi o dönem Zaman Gazetesi'ni ziyaret ediyor. Bir başka milletvekili danışmanı 2017'de, şimdi isimleri zikretmeyeyim, FETÖ'den ceza aldı. Bir başka milletvekili şu anda Türkiye'de değil, aranıyor. Kendisinin seçtiği isimler bunlar. Yani şimdi sen bunu, bir lider olarak, bir partinin genel başkanı olarak kendi etrafındakileri söylüyorsan herhalde bunu Özgür Özel'e söylemiyorsun. Az evvel Twitter'dan paylaştım; 15 Temmuz gecesi Özgür Özel, Aykut Erdoğdu ile beraber Meclis’e gitti. Yani bu açıklamayı Aykut Erdoğdu İBB davasında da açıkladı: "Biz oraya gittik, benim cebimde silah vardı filan" diye anlatıyor. Anlattı. ‘‘Biz kendi güvenliğimizi aldık ve bunlarla mücadele etmeye gittik’’ dedi. Nitekim Meclis’te yaptığı konuşmada da Özgür Özel 15 Temmuz darbe girişimini net bir şekilde reddetti. "Bize toplum ana muhalefet görevi vermiş durumda, biz bu Meclis altında mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi A Haber ekranında. Şimdi hani bugün çok önemli şeyler açıklanacak diye beklerken, bu. Fakat tabii sırf bu değil; şimdi bütün bu süreç çok kötü yönetildi. Dün, evvelsi gün "haram arabalar" diye bir şey çıktı. O arabaların bir tanesi Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığında alınmış. Öteki, partinin parasıyla alınmış. Bir başkası Aziz İhsan Aktaş tarafından tahsis edilmiş. Her ne kadar Erdoğan Toprak bunu yalanlamış olsa da parti diyor ki: ‘‘Erdoğan Toprak bunu getirdi, Erdoğan Toprak bunu götürdüü, seçimi kaybettikten sonra, kurultayı kaybettikten sonra.’’ Dolayısıyla burada geçtiğimiz yazdan beri Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresi partiye geri dönmek için çalışıyorlar. Bunu biliyoruz. Butlanın çıkmasının an meselesi olduğunu düşünüyorlar ve doğru bir zamanlama olarak iktidar herhalde şimdi bu dönemi tercih etti. Bilmiyorum. Belki Kürt meselesindeki yeni sürecin şekillenmesinde CHP'ye olan ihtiyaç ya da onları ikna etme ya da yeni anayasa süreci. Bilmiyorum neden bu zaman yapıldı ama şimdi geldi gündeme. Şimdi siz "hukuk, hukuk, hukuk" diyorsunuz; ‘‘biz işte bağımsız mahkemelere güveniyoruz’’ vesaire. Peki Canan Kaftancıoğlu siyasi yasakla mahkum edildiğinde, bugünün Adalet Bakanı Akın Gürlek ilk derece mahkemede mahkumiyet vermişti. Onu tanımadınız. Gittiniz Maltepe'ye. İşte Bursa mitingi Maltepe'ye alındı. Orada, o mitingde Kemal Kılıçdaroğlu aslında gayriresmî olarak — sen de oradaydın, ben de oradaydım — genel başkanlığını ilan etmişti. Enis Berberoğlu tutuklandıktan sonra o zaman da Adalet Yürüyüşü yaptı. O kararı da yanılmıyorsam yine Akın Gürlek mahkemesi vermişti. Şimdi siz o zaman bunları tanımıyorsunuz; bunu tanıyorsunuz. Bu mahkeme kararları üzerinden, daha da bu arada hüküm de yok ortada, bunun üzerinden ‘‘CHP hırsız’’ diyorsunuz, hem de kendi arkadaşlarınıza. 2023'ün 28 Mayıs'ında Kemal Kılıçdaroğlu seçimi kazansaydı bir yanında Mansur Yavaş olacaktı, öteki yanında Ekrem İmamoğlu olacaktı. Şimdi siz bunlardan birini suçluyorsunuz, belki ikisini de suçluyorsunuz, bilmiyorum. Yani birilerini suçluyorsunuz. Bir zamana kadar da yanınızda olan insanları suçluyorsunuz. Hani ahlak, etik vesaire deniyor; ben bunun neresinde olduğunu anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum.

Ruşen Çakır: Peki, Hilmi, şöyle bir şey sorayım. Bugün iki olayı gördük. Kemal de söyledi biliyorsun, "nicelik olarak kıyaslanamaz bile" dedi, katılım olarak bakıldığı zaman. Açıkçası ben yine de ne zamandır bekledikleri bir an olduğu için — imkanları da herhalde var, CHP'nin parası da onlarda ama aynı zamanda devletten de bayağı destek aldıkları ortada — coşkulu bir kalabalık bekledim ve göremedim. Genel Merkez açısından...
Hilmi Hacaloğlu: Bu coşkuyu nereden üreteceksin? Bunu üretmek için yani meşru bir şey olması, bir hedef koyulması lazım. Sen partiyi, hani dört nala gitmiş partiyi devlet bir taraftan çekiştiriyor, mahkemeler bir taraftan çekiştiriyor, Erdoğan her gün dövüyor ve buna rağmen at, süvari gitmeye çalışıyor. Bu sefer ne oluyor? Eski süvari geliyor atın ayağını çekmeye çalışıyor, süvariyi yıkmaya çalışıyor. Şu olabilir: "Ya seçim olur, bu ekip ayrılmaz da kalır da parti içinde mücadeleye devam ederse biz milletvekili olabiliriz, birtakım yerlerde birtakım makamlar..."

Ruşen Çakır: Tam bunu soracaktım. İşte şöyle bir şey, hani ‘‘varsayalım ki’’ diye bir soru soracağım. Bu aslında sakat bir yöntemdir ama yine de sorayım. Varsayalım ki Yargıtay, şu, bu bir şekilde partiyi tekrar Özgür Özel'e verdi ya da, işte atıyorum, 3 ay sonra kurultay oldu ve Özgür Özel tekrar partinin başına geçti. Kılıçdaroğlu ve destekçilerinin siyasi olarak yapabileceği bir şey var mı? Mesela bir parti kurabilirler mi?
Hilmi Hacaloğlu: Bırak parti kurmayı, bugün itibarıyla onlar siyasi mevta. Onların bundan sonra sokakta nasıl yürüyeceklerini ben merak ediyorum, o insanların. Kolay değil. Ozan Güven bir kadın şiddeti yapmıştı biliyorsun. Dün akşam kafede bir kadın, bir avukat, bugün Twitter'da da okudum, yani kaç yıllık olay bu olay, gidip orada Ozan Güven'i o kafeden çıkartmaya çalışıyor. Anlatabiliyor muyum? Yani kadınları tabii ki ilgilendiren bir mevzu ama insanlar artık unutmuyor. İnsanların hafızası var, insanların umutları var. İnsanların umutlarını birileri yıkıyorsa o umutsuzluk öfkeyi beraberinde getiriyor ve unutmuyorsun. Unutmuyorsun. Ve bugün de bu yaşananları bugünkü muhalif seçmen unutmayacak. Bak, bugün Gezi'nin yıldönümü değil mi? 30 Mayıs değil mi bugün? 30-31 Mayıs Gezi'nin yıldönümü. Şimdi siz bugün bununla karşıdasınız. Ve bayramlaşma denen şeyden ne çıktı? ‘‘Pavyon masalarında meze ediyorlar Cumhuriyet Halk...’’ Ya böyle bir cümle kurulabilir mi ya? Ben seninle özelde konuşsam, kimsenin duymadığı bir yerde, ‘‘ya böyle böyle bir şey de...’’ İnsan utanır yani. Sen beni terslersin diye, ben seni terslerim diye insan bunu söyleyemez yani. Bunu bir genel başkan oradan söyler mi ya? Ne kadar ayıp bir şey ya bu. Şimdi bunu dediğin için de "vay sen foncu musun, bilmem ne misin, sarı zarf" falan birtakım şeyler... Bak bir de bununla geldi. İlk hikaye sarı zarf... Bu ekip devraldıktan sonra ilk yaptıkları iş sarı zarftı ya. Gazetecileri suçladılar, gazetecileri hedef gösterdiler. Hem de Akit'e yaptılar bunu. Şimdi bu siyasi öngörüsüzlükle, bu siyasi ufuksuzlukla, bu siyasi akılsızlıkla; bırak partiyi bir yerden bir yere götürmeyi, siyasete devam etmeleri mümkün değil. O yüzden ‘‘siyasi mevta’’ diyorum. Bak, bugün Mansur Yavaş ortaya çıktı. Mansur Yavaş otobüsün üzerinden çıktı ve konuşmasını yaptı. Yani "ilk zamanda kurultay" dedi. Bunu daha önce demişti ama burada çok önemli bir kırılma anında bir pozisyon tuttu, pozisyon aldı. Devletin bugün — müesses nizam, ne dersek diyelim — devlete hakim olan gücün işte Yargıtay’a, Anayasa Mahkemesi’ne, efendim diğer kurumlara, Milli İstihbarat Teşkilatı’na, oraya buraya, emniyete... Emniyeti nereden biliyoruz? İçişleri Bakanı’yla geçtiğimiz hafta görüşmeye gitti Suat Özçağdaş'la Murat Emir, çıktılar işte "İçişleri Bakanı şöyle hoş şeyler söyledi, bizi anladı" bilmem ne filan dediler. Yani konuşmanın mürekkebi bitmeden, konuşma bitmeden müdahale başladı ya. Konuşma bitti, kamera öbür tarafı gösterdi. Polis, Cumhuriyet Halk Partisi'ni zorluyor. Dolayısıyla devlet burada yerini almış durumda. Mansur Yavaş da aslına bakarsan bu devletin sistematiğini Ankara'da iyi bilen isimlerden biri. Hiçbir şey değilse Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, ikinci dönemdir. Dolayısıyla Mansur Bey burada büyük bir risk üstleniyor. Özgür Özel önceki gün amcasını kaybetti, ona rağmen İzmir'de miting yaptı, döndü, cezaevinde Tunç Soyer başta olmak üzere cezaevindeki Ankara il başkanını vesaire ziyaret etti, çıktı açıklama yaptı. Dün İstanbul'a geldi, tutuklu belediye başkanlarıyla 7 saat görüştü, aralarında Ekrem İmamoğlu da vardı, onunla da konuştu. Benim anladığım kadarıyla burada Mansur Yavaş üzerinde bir uzlaşı var. Benim bugünkü tablodan gördüğüm o; Özgür Özel'in de bitirirken, "Mansur Yavaş’la bundan sonra beraber yürüyeceğiz" gibi bir şey söylemesi o bakımdan önemli. Yani şu anda Mansur Yavaş bütün bu krizin en tepe noktasında çok kritik bir rol üstlendi ve büyük bir fonksiyonu var. Ha şimdi burada ne deniyordu? "Kemal Kılıçdaroğlu Mansur Yavaş'ı aday gösterebilir" deniyordu. O ihtimal bence gündemden düştü. Dolayısıyla şu anda muhalefetin bir adayı var artık. Bu muhalefetin bir partisi olacak mı? Senin az önce dediğin şey önemli. Yani devlet şunu da yapabilir; Özgür Özel'i bir formüle, az önce dediğim yeni anayasa, süreçle ilgili bir şeye ikna edip bir mahkeme kararıyla bir başvuruyu değerlendirir. Ya da başvurular yapılır. Şimdi Parti Meclisi toplanacak elbette bir gün, 1 Haziran'da olmayacak ama herhalde bunu çok fazla geciktirme olasılığı yok. O Parti Meclisi toplandığında Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın ekip orada ağırlığı sağlayamıyor, orada çoğunluğu sağlayamıyor. Çoğunluk Özgür Özel'le beraber olanlarda diyelim. Dolayısıyla o Parti Meclisi'nden istediği kararları çıkartamaz. Kimseyi ihraç etmesi, yani bir milletvekilini ihraç etmesi söz konusu değil. Çünkü o tartışılıyordu, işte ‘‘CHP'de Özgür Özel'in A takımı tasfiye edilecek’’ vesaire. Parti Meclisi'nden bunu yapma imkanları yok. Çünkü oradan karar çıkmadan o dosya Yüksek Disiplin Kurulu'na gitmiyor. Orada Kılıçdaroğlucular daha kalabalık, orada çoğunluk onlarda ama dosyalar oraya gitmiyor. Ne olabilir? İl ve ilçe örgütlerini görevden alabilir ki şu anda çok çok büyük oranda il örgütleri Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısında. Yani "Özgür Özel'in yanında" demiyorum, Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısında. Dolayısıyla MYK kararlarıyla bunları yapabilir. Yani MYK kararlarıyla ilçe ve il örgütlerini, il başkanlarını görevden alıp yeni atamalar yapabilir. Bu da partiyi mahkemelere düşürür, çünkü ona da itirazlar gelecektir. Bu taraf kriz tarafı ama ben bir süre daha Özgür Özel ve beraberindekilerin partide kalmayı, partide kalarak mücadele etmeyi deneyeceklerini düşünüyorum.

Ruşen Çakır: Hilmi, çok sağ ol yayınımıza katıldığın için. Çok teşekkürler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı