Книги - Ruşen Çakır

Sivil, Şeffaf ve Demokratik bir Diyanet İşleri Başkanlığı Mümkün mü?

Sivil, Şeffaf ve Demokratik bir Diyanet İşleri Başkanlığı Mümkün mü? Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden birisi ülkede din-devlet-toplum ilişkilerinin ve bu bağlamda laiklik politikalarının nasıl yorumlandığı ve uygulandığına ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana din-devlet-toplum ilişkilerinin nasıl düzenlendiği Türkiye’nin modernleşme ve Batılılaşma sürecçinde kilit rol oynamıştır. Cumhuriyetin kurucu kadroları laikliği anayasal birm ilke olarak kabul etmiş ve halifeliğe son vermiştir.
Tesev Yayınları - Şubat 2005

Resmi Tarih Sivil Arayış

Resmi Tarih Sivil Arayış Sosyal Demokratlarda İdeoloji ve Politika
Siyahbeyaz dizisinin 90’lı yılların başındaki ilk dönem kitaplarından biri olan röportaj kitabını, CHP-SHP-DSP siyasi çizgisindeki değişimi saptayabilmek için hazırlamıştık. Türkiye’de sosyal demokrasinin kendi tarihince belirlenen bir resmiyete sıkışıp kaldığını, toplumdan gelen değişim taleplerini cevaplayamadığını, ancak yine de sivil bir arayışın başladığını gösteriyordu kitap. Her ne kadar röportajlar ayrıntılar düzeyinde dönemsel kalsa da, kitabın o gün sergilediği sorunlar günümüzde de devam ediyor.

Metis Yayınevi - Ekim 1991

İmam Hatip Liseleri: Efsaneler ve Gerçekler

İmam Hatip Liseleri: Efsaneler ve Gerçekler İmam Hatip Liseleri sorununun varlığını sürdürdüğü bir dönemde, Ruşen Çakır, İrfan Bozan ve Balkan Talu tarafından TESEV için hazırlanan ve 2004 yılı Haziran ayında açıklanan bu rapor, sorunu tarihsel gelişimi içinde, tüm boyutlarıyla irdeliyor ve hayata geçirilebilir çözüm önerileri sunuyor.

Tesev Yayınları -

Vatan Millet Pragmatizm

Vatan Millet Pragmatizm Türk Sağında İdeoloji ve Politika
90’lı yılların başında Türkiye sağının ideolojik yönelimlerini saptamak üzere hazırlanan bu ropörtaj kitabı, Resmi Tarih Sivil Arayış ve Sol Kemalizme Bakıyor ile birlikte Siyahbeyaz dizisinin ilk dönem kitaplarından biridir. Henüz kitlesel medyada siyasal temalar etrafında geniş ve verimli tartışma olanağının olmadığı bir ortamda, dizinin bu ilk dönem kitaplarının bir gazetecilik tarzı yarattığını söyleyebiliriz.

Metis Yayınevi - Eylül 1991

Sol Kemalizme Bakıyor

Sol Kemalizme Bakıyor Siyahbeyaz dizisinin ilk kitaplarından biri olan Sol Kemalizme Bakıyor, türünün başarılı bir örneği oldu. Türkiye Sol’unun Kemalizm ile ilişkisindeki ikircikliği sergilemek, Kemalist milliyetçiliğin Sol olarak algılanmasını ve bu algının “normalleştirilmesini” tartışabilmek için hazırlanan kitap, yayınlandığı dönemde geniş yankı uyandırdı.
Metis Yayınevi - İstanbul, 1991

Mahalle Baskısı Var Mı Yok Mu?

Mahalle Baskısı Var Mı Yok Mu? Türkiye’nin en önemli sosyalbilimcilerinden Prof. Dr. Şerif Mardin’in ortaya attığı “mahalle baskısı” kavramı toplumun tüm kesimlerince tartışıldı, tartışılmaya devam ediyor. Bu tartışmaya katkıda bulunmak için 8 farklı şehirde kendilerine baskı uygulandığını ileri süren gençler, kadınlar, Aleviler ve genel olarak laikliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş çeşitli meslek gruplarından kişilerle görüşüldü; elde edilen bulgular, Türkiye’nin farklı kesimlerinden önemli kanaat önderlerine soruldu.
Bu kitabın öncelikli amacı, Türkiye’de farklı kimliklerin bir arada yaşamasında karşılaşılan sıkıntı ve şikâyetleri; buradan hareketle laikliğin yeri, önemi ve sorunlarını anlamak ve tartışmaktır. Türkiye’de dindarlardan kaynaklı baskılar vardır. Ama bu, başörtüsü yasağında açıkça görüldüğü gibi, kimi durumlarda dindarlar üzerinde de baskılar olduğu gerçeğini görmemize engel değildir. Bu baskılardan herhangi biri diğerinden ne daha öncelikli, ne de önemlidir. Kimi dindarlar, kendileri gibi inanmayan, ibadet etmeyen ve yaşamayan başka kişiler üzerinde baskı uygularken referanslarını İslam dininden buluyor olabilirler. Fakat bu, İslamiyet’in başlı başına bir “baskı dini” olduğu anlamına kesinlikle gelmez.
Ahmet Çakmak / Ahmet İnsel / Ahmet Taşgetiren / Ali Balkız / Ali Bayramoğlu / Ali Bulaç / Ali Ekber Doğan / Ali Yaşar Sarıbay / Avni Özgürel / Aykan Erdemir / Bahattin Akşit / Cüneyt Ülsever / Ergün Yıldırım / Eser Karakaş / Fatih Altaylı / Fevzi Gümüş / Prof. Fuat Keyman / Gülağa Öz / Güneri Cıvaoğlu / Hakan Yılmaz / Hayri Kırbaşoğlu / Hüseyin Gülerce / İzzettin Doğan / Jerome Bastion / Mehmet Metiner / Mehmet Ali Birand / Mehmet Ali Kılıçbay / Mustafa Balbay / Mustafa Karaalioğlu / Mustafa Şen / Mustafa Kemal Coşkun / Mümtaz’er Türköne / Naci Bostancı / Nazlı Ilıcak / Niyazi Öktem/ Nuray Mert / Oktay Ekşi / Oral Çalışlar / Özdemir İnce / Sabrina Tavernise / Sema Erder / Süleyman Seyfi Öğün / Şahin Alpay / Tufan Türenç / Yasin Aktay
Doğan Kitapçılık - İstanbul, 2009 Mart

Mahalle Baskısı

Mahalle Baskısı "Mahalle Baskısı"" Prof. Dr. Şerif Mardin'in Tezlerinden Harketle Türkiye'de İslam, Cumhuriyet, Laiklik ve Demokrasi “ ‘Mahalle baskısı' bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor olan bir havadır. Bu havanın AKP'den bağımsız olarak Türkiye'de yaşadığına inanıyorum. Dolayısıyla bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluşursa o zaman AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda kalacaktır.” Prof. Şerif Mardin Mahalle Baskısı, Türkiye'nin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu kesin olan bu tartışmayı mümkün olduğunca serin kanlı ve verimli bir şekilde südürmeye katkıda bulunmak için hazırlandı.” Ruşen Çakır
Doğan Kitapçılık - İstanbul, 2008

100 Soruda Erdoğan x Gülen Savaşı

100 Soruda Erdoğan x Gülen Savaşı On iki yıla varan AKP iktidarıyla dindarlar merkeze taşındılar. Demokrasiye inanan birçok insan bunun bir "normalleşme" ile sonuçlanmasını umut etti. Ancak hemen ardından AKP-Cemaat savaşının patlak vermesi ve bu savaşla ortaya çıkan hukuksuzluklar, asıl sorunun sistemin merkezinde kimin olduğunda değil, sistemin bizzat kendisinde olduğunu gösterdi. Cemaat-Hükümet savaşı, oyuna dokunmadan sadece oyuncuları değiştirerek Türkiye’nin önünün açılamayacağını net bir şekilde kanıtlamış oldu.
Erdoğan-Gülen savaşında taraflar kendilerinin haklı, diğerlerinin haksız olduğunda ısrarcı. Birbirlerine yönelttikleri eleştiri ve suçlamaların çoğu kulağa fazlasıyla inandırıcı, kendilerini savunmak için geliştirdikleri argümanlar ise bir o kadar inandırıcılıktan uzak geliyor.
Soru-cevap formundaki bu kitap, bir ittifaktan savaşa evrimleşmiş AKP-Cemaat ilişkilerinin çeşitli aşamalarına açıklık getirmeyi amaçlıyor. Demokratikleşme, şeffaflaşma ve hukuksallığa bir katkı olarak okunmasını arzu ederiz.
Metis Yayınevi - İstanbul, 2014 Haziran

Derin Hizbullah - İslamcı Şiddetin Geleceği

Derin Hizbullah - İslamcı Şiddetin Geleceği 17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul Beykoz''da yapılan Hizbullah operasyonu televizyonlardan canlı olarak yayınlanmıştı. Kazılan her mezar ev, bulunan her ceset, domuz bağları, işkenceli sorgu kasetleri, Hizbullah''ı Türkiye gündeminin ilk sırasına yerleştirdi. Bir yıl sonra, 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır''da, ilin Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve beş meslektaşı aynı örgüt tarafından öldürüldü. Bu suikast, örgütün belini kırdıklarını iddia eden yetkililere çok sert bir tekzip oldu; aynı zamanda Hizbullah hakkındaki senaryoların daha da artıp karmaşıklaşmasına yol açtı.

Derin Hizbullah, örgütü başka odaklarla kurduğu "derin ilişkiler" temelinde değil, bizzat kendi derinliği içinde ele alıyor. Örgüt ve lideri Hüseyin Velioğlu hakkında gün ışığına çıkmamış bilgiler de içeren kitapta, Mısır, Cezayir, Afganistan gibi ülkelerde yaşananlardan hareket ederek dünyada ve Türkiye''de İslamcı şiddetin geleceği tartışılıyor.

Geçen sene yaşanan tahliyelerin ardından dikkatler yeniden örgüte çevrilmişti. Ruşen Çakır, ilk basımını 2001 yılında yaptığımız kitabın bu yeni basımına, geçen on yılı ve son gelişmeleri değerlendiren bir bölüm ekledi.
Metis Yayınevi - İstanbul, 2011

Türkiye’nin Kürt Sorunu

Türkiye’nin Kürt Sorunu Irak'ta yaşanan son gelişmelerin ardından, en fazla Kürt nüfusuna sahip ülke olan Türkiye kendi topraklarındaki sorunu görmezden gelip komşusundaki Kürtlerin geleceğine doğrudan ya da dolaylı olarak müdahil olmak istiyor. Bu nedenle, çok sesli bir kitabın Türkiye'nin kendi topraklarındaki Kürt Sorunu'nu tekrar gündeme getirme açısından önemli bir işlev gördüğünü düşünüyoruz.
Gazeteci Ruşen Çakır, çoğunluğu Kürt kökenli aydın, politikacı, belediye başkanı ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan yaklaşık 50 kişiyle görüştü. Konunun gerçek muhataplarıyla birlikte, AB uyum paketleriyle birlikte yaşanan gelişmelerden, Kuzey Irak'ın Kürtler için yeni cazibe merkezi olup olmadığına, PKK'nın (Kongra-Gel) geleceğinden eve dönüş yasasının neden işlemediğine kadar pek çok sorunun yanıtını aradı.
Kitapta ayrıca, Abdullah Öcalan'ın son bir yıl içinde avukatlarıyla yaptığı bazı görüşmelerin tutanakları, onlar aracılığıyla dışarıya ilettiği üç ayrı deklarasyonun önemli bölümleri, PKK içindeki tartışma ve ayrışmaların temel metinleri de yer alıyor.
Çakır'ın Vatan gazetesinde yayımlanan yazı dizisine gelen okur mektuplarından bir bölümü de, Kürt sorununa farklı bakışları daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.
Metis Yayınevi - ist, Haziran 2004

Türkiye Savaşın Neresinde?

Türkiye Savaşın Neresinde? Gilles Kepel, Regis Debray, Andrew Mango, Erich Jan Zurcher, Hugh Hope, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Yıldırım Akbulut, Şükrü Elekdağ, Murat Karayalçın, Zafer Arapkirli, Ahmet Yeşiştepe, Kemal Can, Murat Belge, Bekir Karlığa, Mithat Bereket, Hikmet Bila, Oğuz Haksever, Ruşen Çakır, Murat Akgün, Celal Pir. Türkiye, Avrupa'daki terör yuvalarını kurutabilmeli Süleyman Demirel Irak'a saldırıdan en çok Türkiye zarar görür. Bülent Ecevit. Arap ülkeleri Türkiye'yi kendilerinden gitmiş görüyor Hugh Pope
(Arka Kapak)

Metis Yayınevi - İstanbul,

Hatemi'nin İran'ı

Hatemi Mayıs 1997'de Muhammed Hatemi, halkın değişim isteyen yüzde 70'i tarafından İran Cumhurbaşkanı seçildi. Temmuz 1999'da reformcu öğrenciler sokaklara döküldü. Şubat 2000'de reformcular Meclis çoğunluğunu da ele geçirdi. Ve sık sık "İran'da ne oluyor?" diye sorulmaya başlandı. Elinizdeki kitap bu soruyu önyargılardan, klişelerden ve hazır cevaplardan olabildiğince uzak durmaya çalışarak cevaplama iddiasında. Hatemi'nin İran'ı, bu ülkede yaşananları ve çatışan farklı siyasi eğilimleri, yerinde gözleyerek, önde gelen isimleriyle doğrudan görüşerek ve birinci dereceden kaynaklara başvurarak aktarıyor. Beş yıldır Anadolu Ajansı temsilcisi olarak Tahran'da yaşayan Sami Oğuz ile Türkiye ve dünyadaki İslami hareketlerle ilgili çalışmalarından tanıdığımız Ruşen Çakır, İran'daki reform hareketinin serüvenini ve muhafazakar kanadın değişimi engelleme çabalarını ayrıntılarıyla ele alıyorlar. Oğuz ve Çakır, İran'daki otoriter İslami devlet yapısının, kendi içinden çıkan kadroların öncülüğündeki bir toplumsal hareket tarafından dönüştürülüp dönüştürülemeyeciğini tartışıyorlar. Hatemi'nin İran'ı, bu yönüyle, Türkiye ve dünyada süren "İslam-demokrasi ilişkisi" tartışmaları için de önemli ve somut ipuçları sunuyor.
(Arka Kapak)
Metis Yayınevi - İstanbul, 2000

Direniş ve İtaat - İki İktidar Arasında İslamcı Kadın - 1980 Sonrası İslami Hareket-1

Direniş ve İtaat - İki İktidar Arasında İslamcı Kadın - 1980 Sonrası İslami Hareket-1 "Örtülü kızlar, mevcut iktidara ve onun yasaklarına karşı uzun soluklu bir direniş yürüttüler. Ama bu süreçte İslami hareket içindeki iktidarlara karşı bir direniş geliştirmediler, hatta itaatlerini daha da artırdılar. Sonuçta İslamcı kadınlar 'iki iktidar arasında' kalmıştı ve her iki iktidar odağı da 'başörtüsü sorunu' en temel ve hayati sorun olarak görüyor, gösteriyordu."

Ruşen Çakır'ın Ayet ve Slogan adlı kitabı 1980'de yayımlandığında her kesimden geniş ilgi görmüştü. Yazar on yıl sonra bir diziyle okurun karşısına çıkıyor: 1980 Sonrası İslami Hareket.

Çakır, dizinin bu ilk kitabında İslamcı kadının serüvenini ele alıyor: çünkü yazar göre, asıl olarak bir erkek hareketi olan İslami harekette, son yirmi yılda en büyük çileyi çeken kadınlar oldu ve yine harekete en büyük damgayı vuran da kadınlardı.
(Arka Kapak)
Metis Yayınevi - İstanbul, Kasım 2000

Derin Hizbullah - İslamcı Şiddetin Geleceği - 1980 Sonrası İslami Hareket 2

Derin Hizbullah - İslamcı Şiddetin Geleceği - 1980 Sonrası İslami Hareket 2 17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul Beykoz'da yapılan Hizbullah operasyonu televizyonlardan canlı olarak yayınlandı. Kazılan her mezar ev, bulunan her ceset, domuz bağları, işkenceli sorgu kasetleri, Hizbullah'ı Türkiye gündeminin ilk sırasına yerleştirdi. Bir yıl sonra, 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır'da, ilin Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve beş meslektaşı aynı örgüt tarafından öldürüldü. Bu suikast, örgütün belini kırdıklarını iddia eden yetkililere çok sert bir tekzip oldu; aynı zamanda Hizbullah hakkındaki senaryoların daha da artıp karmaşıklaşmasına yol açtı.

Bu süre boyunca her kafadan bir ses çıktı, bilgi eksikliğiyle enformasyon bolluğu ve dezenformasyon faaliyetleri elele gitti. Ne var ki, ister belli siyasal pozisyon ve manevralardan kaynaklansın, ister dehşet duygusundan uzaklaşmak, beladan uzak durmak için gösterilen bir refleks olsun, bu senaryoların gerçekten Hizbullah'ın ne olduğunu ve İslamcı şiddeti anlamakta hiç bir yararı yok.

İşte Ruşen Çakır'ın farklı ve başarılı bir gazetecilikle ısrarla işaret edip görmemizi istediği budur. 1980 Sonrası İslami Hareket dizisinin ikinci kitabı olan Derin Hizbullah, örgütü başka odaklarla kurduğu "derin ilişkiler" temelinde değil, bizzat kendi derinliği içinde ele alıyor. Örgüt ve lideri Hüseyin Velioğlu hakkında gün ışığına çıkmamış bilgiler de içeren kitapta, Mısır, Cezayir, Afganistan gibi ülkelerde yaşananlardan hareket ederek dünyada ve Türkiye'de İslamcı şiddetin geleceği tartışılıyor.
(Arka Kapak)
Metis Yayınevi - İstanbul, Mart 2001

Ayet ve Slogan-Türkiye'de İslami Oluşumlar

Ayet ve Slogan-Türkiye Son yıllarda Türkiye gündemine yerleşen İslami hareket üstüne çok az şey biliyoruz. Bu bilgilerimizin çoğu da yanlış. Yanlışların başında, İslami kesimin kenetlenmiş bir cephe olarak algılanması geliyor. Ülkedeki etkin İslami oluşumlar (tarikatlar, partiler, ekoller, çevreler...) hakkında ayrı ayrı bilgi veren ilk kapsamlı belgesel çalışma olan bu kitap esas olarak bu bilgisizliği kırmayı amaçlıyor.
Ayet ve Slogan, İslami hareket içindeki ideolojik-politik-örgütsel görüş ve sorunları, Sol'un tek kıstası sanılan "ilericilik-gericilik" ikilemine rağbet etmeden "gelenek ile modernlik" arasındaki ilişkiler bağlamında irdeliyor
Ruşen Çakır'ın beş yıl boyunca gerçekleştirdiği sayısız yüzyüze görüşmenin ve bu süre içinde yayınlanan İslami kaynakların büyük çoğunluğunu taramasının ürünü olan kitap, yalnızca İslami hareketin dünü, bugünü ve geleceği hakkında söz söylemekle kalmıyor, Türkiye'nin yakın tarihi hakkında doğru bilinen birçok görüşü de sorguluyor.
(Arka Kapak)
Metis Yayınevi - İstanbul, Kasım 1990

İslam ve Demokrasi

İslam ve Demokrasi Elinizde tuttuğunuz "İslam ve Demokrasi", uluslararası ölçekli bir çalışmanın ürünüdür.
Kendi alanlarında otorite olan, İslam ülkeleri hakkında geniş bilgiye sahip, İslamın siyasal yönü üzerinde bilimsel araştırmalar yapmış akademisyenler ve bu konuya ciddiyetle eğilmiş yazarlar, bu kitapta biraraya gelmiştir.
Tümünün ortak çabası, değişik açılardan bakarak ve İslam ülkelerinin siyasal rejimlerine ve deneyimlerine eğilerek, İslamın demokrasi ile bağdaşırlığını ya da bağdaşmazlığını irdelemektedir.
-Taner Berksoy-
(Önsöz)

Tüses Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı
Tüses Vakfı - İstanbul, 1994

Ne Şeriat Ne Demokrasi - Refah Partisini Anlamak

Ne Şeriat Ne Demokrasi -  Refah Partisini Anlamak Yirmibeş yılı aşkın bir geleneğe sahip olan Refah Partisi hakkında çok şey duyuyor, az şey biliyoruz. Ayet ve Slogan adlı kitabıyla Türkiye'deki İslami Oluşumlar hakkında her kesimden okuru bir bilgilenme, tanıma ve anlama çabasına davet eden Ruşen Çakır, bu kez tüm yönleriyle Refah Partisini inceliyor.
Yazar, "RP şeriat için demokrasiyi kullanıyor" ve "RP demokrasi için şeriatçıları kullanıyor" şeklindeki iki zıt yönlü RP eleştirisinin, her ikisinin de, işlevsel olmadığını ileri sürüyor ve şunu söylüyor:
"RP hem kendince şeriatçı, hem kendince demokrattır. Yani ne şeriatçı, ne demokrattır."
(Arka Kapak)

Metis Yayınevi - İstanbul, Haziran 1994

Recep Tayyip Erdoğan - Bir Dönüşüm Öyküsü - 1980 Sonrası İslami Hareket 3

Recep Tayyip Erdoğan - Bir Dönüşüm Öyküsü - 1980 Sonrası İslami Hareket 3 "Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz."
"Demokrasi ve cumhuriyetimizin temel nitelikleri, üzerlerinden asla pazarlık kabul edemeyeceğimiz hususlardır."
"Elhamdülillah şeriatçıyım."
"Şeriat devleti lafını ciddiye almıyorum"
"Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek!"
"Laiklik, özgürlük ve toplumsal barış ilkesidir."
"Emperyalist Batı'nın karşısında İslam'ın haklı çıkışının yer alacağı yeni bir dünyaya doğru gidiyoruz."
"Amerikan Başkonsolosu ile Türkiye ile ilgili konuları ve ekonomiyi konuştuk."

Türkiye, bir süredir Recep Tayyip Erdoğan'ı ve onun değişip değişmediğini tartışıyor. "Yenilikçiliklerin neresi yeni?" sorusu hala ortada duruyor. Recep Tayyip Erdoğan, Bir Dönüşüm Öyküsü, bu ve benzeri soruların cevabını vermek için, Erdoğan'ın Kasımpaşalı İslamcılıktan globalist muhafazakarlığa uzanan serüvenini, ilginç ayrıntılarla anlatıyor.

Kitap, Erdoğan'ı ve onun kısa süre önce ikiye böldüğü Milli Görüş hareketini en yakından takip eden iki deneyimli gazeteci, Ruşen Çakır ile Fehmi Çalmuk'un ortak ürünü. Yazarlar bir siyasetçinin portresini çizmenin dışında Türkiye'de İslami hareketin son otuz yılını irdeliyor ve bundan sonra olabilecekler hakkında önemli ipuçları sunuyorlar.

(Arka Kapak)

Yayıma Hazırlayan: Haldun Bayrı
Metis Yayınevi - İstanbul, Eylül 2001

Nereye Gitti Bu Ülkücüler?

Nereye Gitti Bu Ülkücüler? Ruşen Çakır'ın, Vatan gazetesinde yayımlanan "Nereye Gitti Bu Ülkücüler?" başlıklı 19 günlük yazı dizisi ülkücüler arasında büyük yankı uyandırdı. Ülkücü olmayan kesimlerden de geniş ilgi gördü. Bu ilgi diziyi kitaplaştırmaya yöneltti bizi.
Kitap iki ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde ülkücü hareketin liderleri , önde gelen kadroları, aydınları ve bu hareketi yakından izleyen uzmanlarla yapılmış 45 röportaj var: Koray Aydın, Ramiz Ongun, Ümit Özdağ, Muharrem Şemsek, Ozan Arif, Muhsn Yazıcıoğlu, Mehmet Gül, Tuğrul Türkeş, Namık Kemal Zeybek, Musa Serdar Çelebi, Sadi Somuncuoğlu, Esat Öz, Ali Güngör, Yılma Durak, Meral Akşener, Cemal Enginyurt, Atilla Kaya, Azmi Karamahmutoğlu, Ömer Lütfü Mete, Ahmet Turan Alkan, Süleyman Seyfi Öğün, Tanıl Bora, Kemal Can...
İkinci bölümde ise Türkiye'nin dört bir yanındaki ülkücüler tarafından yollanmış 376 mektup yer alıyor. Bu röportaj ve özellikle de mektuplar, ülkücü hareketin 30 yılı aşkın tarihinin belki de en ciddi kirizini yaşadığını gözler önüne seriyor.
3 Kasım 2003 seçimleri sonrası şaşkın, üzgün, hayal kırıklığına uğramış, yılgın ve yorgun ülkücüler derin bir sessizliğie gömüldü. Kimileri 12 ekim 2003 tarihinde yapılacak olan MHP 7. Kongresi'ni, yeniden toparlanma umudu olarak görürken, "yoksa bu iş bitiyor mu?" diye soranlar da çıktı. İşte böyle bir kararsız ortamda hazıralanmış olan Nereye Gitti Bu Ülkücüler? sadece ülkücülerin değil, Türkiye'nin de yakın siyasal geleceği hakkında da önemli ip uçları veriyor.
(Arka Kapak)
Metis Yayınevi - İstanbul, Eylül 2003